Posts

Showing posts from May, 2018

KIZARTMA YAĞLARI

Siz hala kızartma yağlarını mutfaktaki eviyeye mi döküyorsunuz? AMAN DÖKMEYİN! Yakın zamana kadar biz de döküyorduk. Sonra uyarılara kulak verdik ve geri dönüşüm için toplayan firmalara vermeye başladık. Ama bir parça geç bile kalmışız. Eviyenin giderinde sorun çıkınca anladım. Eviye altındaki pvc boruları söküp temizleyeyim dedim. Ben, içinde tesadüfen kaçmış ve boruları tıkamış sert maddeler bulacağımı sanıyordum. Boruların içine bakınca hayret ettim. Dökülen kızartma yağları, zaman içinde, her seferinde boruların iç çeperlerine sıvana sıvana boruların içini tamamen kapatmış. İğrenç de bir maddeye dönüşmüş. Sünger desen değil, jöle desen değil, macun desen değil. Yapış yapış bir şey. Esnek bir madde olduğu için şimdiye kadar suyun gitmesine bir şekilde izin vermiş. İyi ki artık dökmüyoruz. Apartmandaki ana hatların da kaderi aynı. Çok büyük masraflara yol açabilecek tamirlere neden olabilecek kadar ciddi bir konu. Sadece boruları tıkamakla kalmıyor. Asıl önemlisi, bir litreli...

CİVA SORUNU

Daha ilkokulda öğreniriz civanın çok tehlikeli olduğunu. Civalı termometrelerin sakıncalı, alkollü olanların daha çevreci olduğunu. Herhangi bir şekilde civalı termometre kırılır da civası akarsa, solumaktan kaçınmamız gerektiğini. Solursak beyinde hasar oluşacağını. Dikkatli bir şekilde usulünce bir kaba süpürüp, yetkililere teslim etmemiz gerektiğini. Neredeyse bu yetkili?  Varsa böyle bir yetkili? Aynı şeyleri tasarruflu ampuller için de duyuyoruz. Kullanım dışı kalan, yada kırılan tasarruflu ampulleri normal ampuller gibi rasgele çöpe atmamamız gerektiğini, onların da civa içerdiğini okuyoruz. Atık kağıtları, plastikleri, camları, pilleri nereye atacağımızı biliyoruz. Belli başlı alışveriş merkezlerinde, büyük mağazalarda, büyük parklarda, okul bahçelerinde filan rast geliyoruz. Gerçi onların da atılma yerleri her geçen gün azalmaya başladı. Örneğin, İzmir Güzelyalı’da Göztepe parkının önünde kağıt ve cam için dev atık tankları vardı, yok oldu. Balço...

Hijyenik Eldivenler

Marketlerde, dükkanlarda, gıda maddesi veren satıcılar, hijyenik eldivenleri kullanmaya başlayalı epey oldu. Büyük marketlerde belki 10 yıldır kullanıyorlar. Ama hala hiç kimse, o eldivenleri neden kullandığının bilincinde değil. Fırına giriyorum, adamın sağ elinde eldiven var. İki ekmek istiyorum. Eldivenli sağ eliyle ekmekleri alıyor, eldivensiz elinin üzerine sıralıyor. Ne yaptığının varkında değil. Markette eldivenli elleriyle peynir veren adam, aynı eldivenli elleriyle peynir tenekelerini tutuyor. Yada duvarlara tutunuyor. Tezgahın üzerini temizliyor. Ben sanıyorum ki, eldiven kullanmalarının amacı, bana verdiği gıda malzemesini elinin kirinden korumak. Ama anlaşılan, eldiven kullanan satıcıların amacı, ellerini bize verdikleri gıda malzemesinden korumak. Peki ya sizce? Emin İPEK 05 Nisan 2010

Çocuklara Bahçelerini Geri Verin!

Biz çocukken, bir arkadaşımızı arayıp da evinde bulamadığımız zaman, doğruca en yakın okulun bahçesine koşar, onu orada bulurduk. Okul bahçesi, yalnızca ders aralarında oyun oynadığımız yerden çok daha fazlasıydı. Tüm boş zamanlarımızı değerlendirdiğimiz yerdi. Okul çıkışında, hafta sonlarında ve hatta yaz tatilinde… Orası bizim buluşma yerimizdi. Şimdiki okullara bakıyorum da, çocukları düşünen bir Allah’ın kulu kalmamış. Kendini çok zeki zanneden yöneticiler, kendilerince bir şeylere çözüm bulurken, nalıncı keseri ile kendilerinden yana yontmuşlar, buldukları çözümün çocuklara zarar verdiğini umursamamışlar. Bakanlık okullara yeterli yardımı yapmıyor olabilir, başınızın çaresine bakın demiş de olabilir. Ama çocukların suçu ne?

Giyimde öğrenmeye değer 14 kural (14 rules in clothes that are worth learning)

Image
“Eğer iyi giyinirseniz başkaları SİZİ fark eder, kötü giyinirseniz elbiselerinizi fark eder” diyor eşsiz Coco Chanel. Katılmamak elde değil çünkü elbiselerimiz görüntümüzün önemli kısımlarıdır. Ondaki herhangi bir kusur sizin yararınıza bir rol oynamaz. Özellikle ilk görüşme ya da iş görüşmesi söz konusu ise… (“When you’re dressed well, others notice YOU; when it’s bad – your clothes,” – said the inimitable Coco Chanel. And it’s hard not to agree with her, because clothes are an important part of our image. Any flaw in it cannot play in your favor, especially when it comes to the first meeting or business communication.) Ceketin orta düğmesi her zaman iliklenir, en üst düğme istenirse iliklenir, en alt düğme asla iliklenmez. (The middle button of the jacket is always fastened, the upper button is optional, the bottom button is never) Küpeleri bilezikle, kolyeyi yüzükle birlikte takın! Görünüşte 3 veya 4 takı fiyaskodur. (Combine the earrings with the bracelet, and the n...